Zarure Ne Demek? Bir İzmirli Genç Yetişkinin Bakış Açısıyla
Yaralı bir şekilde sabah uyandım, kahve yaparken aklımda tek bir şey var: “Zarure ne demek?” Evet, gerçekten. Hani bazen insan, bir kelimeyi duyduğunda kafasında bir fırtına kopar ya… İşte ben de o anlardaydım. “Zarure” kelimesi bana ne anlatıyordu? Hadi gelin, bu kelimenin peşine düşelim, ama ben de İzmir’de yaşayan, bir türlü neşesini kaybetmeyen, bazen de biraz fazla derin düşünen bir genç olarak size bunu eğlenceli bir şekilde açıklayayım.
Zarure: Bir Kelime, Bir Anlam, Bir Hayat
Zarure, aslında Arapçadan dilimize geçmiş bir kelimedir ve “gereklilik” veya “zorunluluk” anlamına gelir. Yani bir şeyin yapılması ya da yaşanması gerektiğinde, zorunlu hale geldiğinde, o şeyin zarure olduğuna karar veririz. Mesela, sabah işe yetişmek için 10 dakika daha uykuyu ertelemen zorunluysa, bu bir zarurettir. Ya da sevgiliyle aradaki konuşma çok derinleştiğinde, bir şekilde kaçmak zorunda hissettiğin anlarda, işte o da bir zarurettir. O anlar, insanın bir çırpıda “Zarure” diye bağırmak isteyeceği anlar…
Benim gibi, bazen kendi içimde bir sürü soru soran bir insana “Zarure ne demek?” diye soranlar çoğu zaman gülüp geçer, ama işin içinde bir de içsel sorgulama var. Zarure, sadece bir kelime değil, aslında hayatımızın her anını, bazen de ne kadar da gereksiz yere karmaşıklaştırdığımızı hatırlatan bir terim. Bu kadar ciddi mi olmalıydı? Hadi biraz eğlenelim.
“Zarure”yi Anlamadan Günü Geçiremezsin
Bir gün, arkadaşlarla kafede oturuyorduk. Çalışma hayatı, aşk hayatı, yemek tarifleri ve tabii ki sosyal medya üzerinden yapılan yorumlar… Ama birden, biri şunu söyledi:
“Ya, şu zarure meselesini ne kadar büyütüyoruz ya, bana göre gereksiz bir şey!”
Bunu duyan ben, önce bir duraksadım. Zarure? Gereksiz mi? O kadar derin düşünürken, bir anda kafamda çalan müzik “Hadi bakalım, bu da senin işin!” diyordu.
Ama sonra dedim ki, bir an duralım. Gereksiz olan ne? Hayatın her anında bir zarure var. Kaldı ki bazen, zarureyi anlamadan günden güne yaşamak da mümkün olmuyor.
“İyi de, bu kadar derin düşünmen zarure mi?” dedim bir arkadaşım. Ve burada bir çelişki vardı. Ya da belki de sadece kendi içimde bir çelişki vardı. Belki de kendimi abarttım.
İç sesimle:
“Hayır, ben bu soruyu gerçekten anlamalıyım!”
Gerçekten zarure nedir, ben bunu çözmeliyim! Ama bir yandan da, arkadaşlarım kahkaha atarken bu kelimenin bir anlamı yok gibi gelmeye başlıyor. Bir kelime nasıl bu kadar kafa karıştırıcı olabilir?
Zarureyi Gerçekten Yaşamak
Düşünsenize, hayatın en keyifli anlarında bile zarureyi yaşarsınız. Mesela, sabah erken kalkıp kahve yapmaya karar verdiğinizde. “Zarure” kelimesini bir kenara bırakıp kahvenin kokusu her şeyi unutturur. Ya da akşamdan kalma halinizle sabah uyanıp iş yerinde yapılması gereken işleri düşündüğünüzde… İşte o anlarda “Zarure” kelimesinin ne kadar gerçek bir anlam taşıdığını fark ediyorsunuz.
“Neden bu kadar zor şeyleri düşünüyorum?” diye kendi kendime sorarım. Aslında, bazen işin içine çok fazla düşünce girince her şey daha karmaşık hale gelir. Oysa hayat, bazen basit bir şekilde yaşanmalıdır. İşte bu da zarurenin başka bir anlamı: Her şeyin bir yeri ve zamanı olduğu gibi, düşüncelerin de bir yeri ve zamanı vardır.
Zarureyi Benim Gibi Bir Genç Nasıl Yaşar?
Gelelim, zarurenin hayatıma nasıl dokunduğuna. Şöyle ki, gündelik yaşamda karşılaştığım her durumda aslında bir zarureyi yaşıyorum. Örneğin, akşam 10’da çamaşır yıkamam gerektiğinde bu bir zarure olabilir. Veya arkadaşlarımla buluşmaya gitmem gerektiğinde, o anki yorgunluğum tamamen göz ardı edilerek yapılan bir zarure…
Bazen de, o kadar derin düşünceler içinde kaybolurum ki, en sıradan şeyleri bile bir zarureye dönüştürürüm. Mesela, pazara gitmek zorundayım. Ama pazara gitmek zorunda olmanın ne kadar “zaruri” bir şey olduğunu sürekli düşünürüm. Bu bana, bir yandan, İzmir sokaklarını yürürken güneşin keyfini çıkarmak gibi bir zarureyi hissettiriyor.
Bazen de bu kadar derin düşüneceğim diye hayatımdan 10 yılı harcamam gerektiğini fark ederim. İşte o zaman kendimi birazcık daha ciddiye alırım, ama yine de çok ciddiye almam. Sonuçta, her şeyin bir zarure olduğunu kabul etmek, bazen hafiflemek demek.
Sonuçta…
Zarure, gündelik hayatın içinde yer alan bir kelime olabilir, ama sadece kelime olarak değil; bazen yaptığımız her şeyde, bazen de içinde bulunduğumuz ruh halimizde bir zarure olduğunu fark ederiz. İzmir’de yaşayan bir genç olarak, bazen hayatı eğlenceli ve komik bir şekilde ele alırım, ama derin düşünmek de benim işim.
Zarureyi, işte böyle birazcık gülerek ve biraz da düşündüğümde anlamaya başladım. Ama, bir şey de var: Zarureyi yaşamadan önce, belki biraz da eğlenmek lazım.