İçeriğe geç

Müsatahak olmaması gerekmektedir ne demek ?

Müsatahak Olmaması Gerekmektedir Ne Demek? (Toplumsal Cinsiyet ve Adaletin Gölgesinde)

Herkesin hayatında en az bir kez duyduğu, ama çoğu zaman tam anlamıyla kavrayamadığı bir ifade: “Müsatahak olmaması gerekmektedir.” Bu, genellikle birinin veya bir grubun bir şeyden faydalanma hakkının olmadığını belirten bir cümledir, fakat ne yazık ki, bu ifade çoğu zaman toplumsal bağlamda derin etkiler yaratır. Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından bakıldığında, bu cümlenin aslında çok daha fazla anlam taşıdığına şahit oluyorum. Peki, “Müsatahak olmaması gerekmektedir” dediğimizde gerçekten ne anlıyoruz? Ve bu kavram, farklı toplumsal gruplar için nasıl bir anlam taşıyor? Bu yazıda, kendi gözlemlerimle, sokaktaki, işyerindeki ve toplu taşımadaki yaşanmışlıklarıyla, bu cümlenin ne kadar kırılgan bir noktaya dokunduğunu inceleyeceğim.

Müsatahak Olmaması Gerekmektedir: Ne Zaman ve Neden Kullanılır?

“Müsatahak olmaması gerekmektedir” ifadesi, birinin, belirli bir fırsat ya da hakka sahip olmaması gerektiğini savunan bir söylem olarak karşımıza çıkar. Bu, çok basit bir şekilde açıklanabilir, ama toplumsal bir anlamda oldukça derin ve tartışmalı bir söyleme dönüşebilir. Özellikle toplumsal cinsiyet, sınıf ve etnik kimlik bağlamında, bu ifadeyi anlamak daha da kritik hale gelir. Örneğin, bir kadının iş yerinde terfi almasının “müsatahak olmaması gerekmektedir” şeklinde ifade edilmesi, onun iş gücüne katılımının doğal olarak engellenmesi anlamına gelebilir. Ya da bir LGBTQ+ bireyinin, toplum tarafından sürekli olarak maruz kaldığı dışlanma ve ayrımcılık, “bu kişi buna müsatahak değildir” gibi bir söylemle pekiştirilebilir.

Bir gün, toplu taşıma aracında, sabah işe giderken oldukça kalabalık bir otobüse bindim. Önümdeki koltukta bir kadın, üstü başı düzgün, çalışkan bir şekilde laptopunu açmış ve bir iş konuşması yapıyordu. Yanında ise birkaç adam, koltuklarda boş boş oturuyordu. Kadın, konuşmalarını bitirip ayağa kalktığında, bir adam yerinden doğrulup kadına yerini teklif etti. O sırada bir başka adam, kadının bu kadar yoğun çalışmasına rağmen, “Ne gerek var, o zaten müstahak değil” dedi. Kadın ona dönüp, başını hafifçe sallayarak geçti. Bu, “müsatahak olmaması gerekmektedir” ifadesinin iş yerindeki bir yansımasıydı aslında. O kadının iş gücü, sadece çevresindeki erkekler tarafından değil, kendisine dayatılan toplumsal rollerle de sınırlanıyordu. Kadın, güçlü ve başarılı bir şekilde yerini yapıyor olmasına rağmen, görünmeyen bir sınır tarafından engellenmişti.

Toplumsal Cinsiyet ve Çeşitlilik: “Müsatahak Olmaması Gerekmektedir” İfadesinin Diğer Yüzü

Bu ifade, genellikle toplumsal cinsiyet eşitsizliği üzerinden duyduğumuz bir kavramdır. Kadınlar, özellikle erkek egemen toplumlarda, iş gücü ve fırsatlar açısından hâlâ “müsatahak olmadıkları” düşünülerek marjinalleştiriliyor. Yine, LGBTİ+ bireylerin, kimlikleri veya tercihleri nedeniyle bazen bu “hak” tanımından dışlanmaları oldukça yaygındır. Ancak, toplumsal cinsiyetin yanı sıra bu kavram, ırkçılık, yoksulluk, yaşlılık gibi başka unsurlarla da şekillenir. Örneğin, sokakta yaşadığımız ırkçılık, kimi zaman, kimliklerin ve görünüşlerin “müsatahak” olma algısını belirler. Ve bu, her türlü ayrımcılığın temelini oluşturur.

Bir başka örnek vermek gerekirse, ofiste bazı çalışma arkadaşlarım bazen projelere çok yoğun bir şekilde katkı sunan kadın çalışanların, projelerden “müsatahak olmadığı” düşüncesiyle dışlanmalarına şahit oldum. Aynı ofiste, projelerin büyük çoğunluğunu sahiplenen, erkek çalışanların çok daha fazla “övgü” alması da bu olgunun bir parçasıydı. Kadınlar her zaman daha fazla çaba gösterdikleri halde, çoğu zaman dışlanıyor ve sadece “yardımcı” olarak görülüyorlardı. Bir kadın, birkaç gün önce aynı konuda şikayetini dile getirdiğinde, içimden “Buna müsatahak değiller, değil mi?” diye düşündüm. Ama sonrasında kendime, “Bunu nasıl değiştirebiliriz?” sorusunu sordum.

Günlük Hayatta Müsatahak Olmamak: Kendi Deneyimlerimle Bağlantı Kurmak

Toplumsal hayatta ve iş yerlerinde yaşananlar sadece teorik bir kavram değil, aynı zamanda birer deneyimdir. Ben de bazen “müsatahak olmamak” düşüncesiyle karşılaşıyorum. Bir gün, sabah işe giderken bir dilenciye rastladım. İnsanlar çoğunlukla ona bakmadan geçiyordu. O anda aklımda şu soru belirdi: “Bu adam gerçekten müstahak mı?” Çünkü toplumumuz, sokakta dilenen insanları, çoğunlukla kendi ekonomik ya da toplumsal değerlerine göre değerlendiriyor. “Müsatahak olmamak” burada, sadece paraya değil, insanların yaşam hakkına da etki edebiliyor. Bu insanın sokakta yeri olup olmadığını, toplumun gözünden kaçırdığı bir gerçek. Çünkü, ekonomik yoksulluk sadece dışlanmanın bir sebebi değil, bir kimlik haline gelmiş durumda.

Sosyal Adalet ve Müsatahak Olmamak: Geleceğe Dair Bir Perspektif

Gelecekte, “müsatahak olmamak” gibi ifadeler yerini daha eşitlikçi ve kapsayıcı düşüncelere bırakmalı. Sosyal adaletin sağlanması için, bu tür kalıp yargıların kırılması şart. Hepimiz bir şekilde birbirimize bağlıyız ve birinin hakkı, bir diğerinin hakkına engel olmamalı. Biz, toplumsal çeşitliliği, farkları kutlamak yerine, ayrımcılığı ve dışlamayı savunduğumuz sürece, gerçek anlamda eşitlikten bahsedemeyiz.

Sonuç Olarak

“Müsatahak olmaması gerekmektedir” ifadesi, toplumsal eşitsizliklerin en can alıcı noktalarına işaret eden bir söylemdir. Bir bireyin ya da grubun, belirli fırsatlara veya haklara sahip olmaması gerektiği fikri, günümüzde hâlâ çok yaygın bir düşünce biçimi. Ancak, bu düşünceyi sorgulamak ve her bireyin eşit haklara sahip olduğunu savunmak, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet alanındaki en büyük adımlardan biri olacaktır. Hepimiz “müsatahak olmanın” sadece sosyal bir kavram değil, aynı zamanda toplumsal değişim gerektiren bir mesele olduğunu unutmamalıyız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet